people

Benim Adım AŞK

Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim!
Kalmasa da şöhretimi duymayan,
Kimliğimi tarif etmek zor benim.

*
Bülbül benim lisanımla ötüştü,
Bir gül için can evinden tutuştu,
Yüreğine toroslardan çığ düştü,
Yangınımı söndürmedi kar benim.

*
Niceler sultandı, kraldı, şahtı;
Benimle değişti talihi bahtı;
Yerle bir eyledim tâc ile tahtı;
Akıl almaz hünerlerim var benim.

*
Kamil iken cahil ettim alimi,
Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selim’i,
Her oyunu bozan gizli zor benim.

*
Yeryüzünde ben ürettim veremi;
Lokman hekim bulamadı çaremi;
Aslı için kül eyledim Keremi;
İbrahimin atıldığı kor benim.

*
Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di;
Hatrım için yüce dağlar delindi;
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi;
Kuvvet benim, kudret benim, şer benim,

*
İlahimle Mevlana'yı döndürdüm,
Yunusumla öfkeleri dindirdim,
Günahımla çok ocaklar söndürdüm,
Mevla’danım; hayır benim, şer benim.

*

Benim için yaratıldı Muhammed,                                                                                            Benim için yağdırıldı o rahmet,                                                                                                Evliyanın sözündeki muhabbet,                                                                                       Enbiyanın yüzündeki nur benim.

*
Kimsesizim hısmım da yok hasmım da...
Görünmezim cismim de yok resmim de..
Dil üzmezim tek hece var ismimde,
Barınağım gönül denen yer benim.

Benim adım AŞK!

Cemal Safi

KRAL ve DİLENCİ

Bir kral, sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlamış. “Dile benden ne dilersen ?” demiş dilenciye. Dilenci gülerek, “ Sanki benim her dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz…” der. Kral bu cevaba şaşırır ve sohbet ilerler. “ Pek tabii, her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle bakalım, ne... istiyorsun ? ” Dilenci: “ Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım ! ” der. Dilenci sıradan bir dilenci değildir. Kral ısrar eder: “ Ne istersen iste, sana verebilirim. Ben güçlü bir kralım. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz ! ” der. Bunun üzerine dilenci, elindeki kâseyi krala uzatır ve “ Bu kâseyi herhangi bir şeyle doldurabilir misiniz ? ” diye sorar. Kral, bir kahkaha atar ve vezirine kâseyi altınla doldurmasını emreder. Kâse dolup taşmakta ama sonrasında hemen boşalmaktadır. Altınlar, buhar olup uçmaktadır sanki. Kralın onuru kırılır. Bir dilencinin kâsesini dolduramadığı; ülkede kulaktan kulağa yayılır. Giderek pırlantalar, elmaslar, yakutlar akıtılır kâseye. Ne var ki kâsenin dibi yoktur sanki. Dolup taşmasına rağmen kâse sürekli olarak boş kalmaktadır. Kral yenik düşmüştür. Dilenciye yakarır: “ Tamam, tamam sen kazandın ! Dileğini yerine getiremedim ama lütfen bana kâsenin neden yapılmış olduğunu söyle ! ” der. “ Çok basit ! ” diye cevaplar dilenci: “ İnsanın arzu ve isteklerinden yapılmıştır… Doymak bilmez oluşu bundandır. Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir. İstek dediğin nedir ki ? İstek ulaşılana kadar, belli bir süre heyecan veren bir duygudur. Örneğin, bir iş istersin… Bir binek… Ev… Bir başka şey.. Tek tek her birini elde ettiğinde, çoğu şey anlamını yitirir. Neden ? Çünkü beynin, aklın onları dışlar. İş senin, araba da garajdadır ve artık istek uyandırmamaktadır. Heyecan, onu elde ettiğinde sönüp gitmiştir. Gene boşluğa düşer, yeni bir istek oluşturmak zorunda kalırsın. İstek, doyumsuzluk uyandırır ve giderek bir ’dilenci’ olursun. Bir istekten bir diğerine çırpınıp durursun. Amacına ulaşır ulaşmaz bir yenisini üretirsin. İsteğin bu yönünü kavradığında yaşamının dönüm noktasındasın, demektir. Bu durum ancak seni mutlu edecek şeyleri dışarıda değil, kendi içinde aradığın zaman gerçekleşir. Ve gerçek tatmine ve mutluluğa ancak o zaman erişirsin…” der. Gelelim hikâyenin verdiği derslere: Kral bile olsanız bir dilenciden bile öğrenebileceğiniz çok önemli yaşam dersleri olabilir. Gerçek mutluluk insanın içinde ve kendisinin elindedir. Mutluluğu ve başarıyı yakalayamayanlar, hatayı başka yerde değil kendi içlerinde aramalıdırlar. Bir şeyi elde etme hırsı değil, elde ettikten sonra da onu istemeğe devam edebilme becerisi yaşamı anlamlı kılar. Bir kralın dilenciye, bir dilencinin de krala dönüşmesi an meselesidir. Yaşam, dilenmek için çok kısa, dilenci olmak içinse çok uzundur…